
Bu makinenin üzerindeki ad bir fotoğraf markası değil: ITT, yani International Telephone & Telegraph. Adı üstünde, telefon şirketi.
Yetmişlerde ITT, Amerika'nın en büyük holdinglerinden biriydi. Telefon santralleriyle başlamış, oradan otelciliğe (Sheraton), sigortaya, ekmek fabrikalarına, otomobil parçalarına uzanmıştı. Avrupa'da Alman elektronik üreticisi Schaub-Lorenz'i satın almış, ITT Schaub-Lorenz adıyla televizyon ve müzik seti satıyordu. Fotoğraf makinesi de o rafın bir parçasıydı: kendi üretmiyor, Uzak Doğu'da yaptırıp kendi adıyla koyuyordu.
Yetmişlerin mantığı buydu. Bir şirketin ne ürettiği değil, kaç sektörde olduğu konuşuluyordu; markalar fabrikalardan koptu. Bugün her yerde geçerli olan bu ayrım — tasarlayan başka, üreten başka, adını veren bambaşka — ilk kez bu yıllarda sıradan hâle geldi.
Makinenin kendisi krom çerçeveli, siyah desenli, dönemin ses cihazlarına benzeyen bir kutu. Sağdaki geniş pencere flaş; addeki Magicflash ona işaret ediyor. Kırmızı yazının söylediği telephoto ise ikinci bir objektif: sürgüyü ittiğinizde uzak plana geçiyorsunuz.
Tıpkı yanındaki Minolta 460T gibi, 13×17 milimetrelik bir karede tele yapmaya çalışıyor. Aradaki fark şu: Minolta bunu kendi fabrikasında çözmüştü, ITT satın aldı.