Sinema Kütüphanesi · Kitap İncelemesi · 1. Kitap Çeviren: Füsun Ant · AFA Yayınları · 249 sayfa
Kayıt I - Hepimiz bir şey bekleriz
Hepimiz bir şey bekleriz. Mesela ben, hayatım boyunca bir şeyler bekleyip durdum. Bütün hayatım boyunca sanki tren istasyonunda bekler gibiydim, bütün zaman boyunca sanki yaşadığım hayat gerçek değildi de bir tür bekleyişti.
- Andrey Tarkovski
Üniversite ikinci sınıftayım. Yıl 2006. Bir akşam, Ahmet Uluçay'ın Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmini izledim ve o gece içimde bir şey yerinden oynadı. Tozlu köy yollarında karpuz kabuklarından sinema hayali kuran o iki çocuk, sanki benim hayalimi benden önce kurmuş gibiydi. Filmi sevdiğim kim varsa ona izlettim. Durmadan, ısrarla… Çoğu kişi çok abarttığımı da söyledi.
Uluçay gölgelere tutkun bir adamdı; karanlığı bir eksiklik değil, varlığın süsü sayardı. O iki çocuğun bembeyaz bir perdeye düşürdüğü gölgelerde galiba ben de aynı süsü gördüm. Kim bilir, belki de beni yakalayan başka bir süsün şiiriydi. Edebiyattan sinemaya beni geçiren bir şey. O film benim için bir ikona dönüştü. Işığı her açtığımda yeniden tutuşan, küçük, inatçı bir ikon.
Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (Ahmet Uluçay, 2004).
Sonra, tesadüfen, Stalker geldi. Bir arayış filmi: üç adamın, dileklerin gerçek olduğu söylenen o gizemli Oda'ya varmak için Bölge'de ilerleyişi. Ama yürüdükçe anlıyorsun ki asıl mesele dileğin yerine gelmesi değil; insanın gerçekte ne istediğiyle, hatta bunu isteyip istemediğiyle yüzleşmesi. Aradığın şeyin sandığından çok da uzakta olmadığını sezdiren bir film.
Bölge'nin sisinde, o uzun ve sabırlı planların içinde, vagonun tekdüze sesini dinlerken kendi kendime söylediğim cümleyi bugün bile hatırlıyorum: Ben yönetmen olmalıyım.
Yıllar sonra öğrendim ki Uluçay da aynı kapıdan geçmiş. Köyde kurduğu o el yapımı makaranın ışığı dönüp dolaşıp Tarkovski'ye çıkıyormuş. Belki sinema dediğimiz şey de tam olarak bu: bir ustanın yaktığı mumu, söndürmeden bir başkasının avucuna bırakmak. Ömrümce beklediğim tren, meğer o vagonun içindeymiş.
Yönetmen Ahmet Uluçay.
İşte bu yüzden Mühürlenmiş Zaman'ın bende ayrı bir yeri var. Sinema üzerine yazılmış kitaplar genellikle iki gruba ayrılır: dışarıdan bakanların kuramsal çözümlemeleri ve içeriden konuşanların anıları. Bu kitap ikisine de sığmıyor. Beni karanlık bir salonda "yönetmen olmalıyım" dedirten adamın, "sinema nedir?" sorusuna verdiği uzun, inatçı ve son derece kişisel bir cevap bu.
İnsan, yitirilmiş, kaçırılmış ya da henüz erişilememiş zaman yüzünden sinemaya gider.
- Kitabın ana fikrinden
Kayıt II - Tarkovski ve kitabın hikâyesi
Tarkovski bu metin üzerinde on beş yıl boyunca, filmler arasındaki o eziyetli bekleyiş dönemlerinde çalışmış. Daha girişte itiraf ettiği üzere, okuduğu sinema kuramlarının neredeyse hiçbiri onu tatmin etmemiş. Tam tersine, hepsi içinde bir itiraz etme isteği uyandırmış.
Kitap da zaten bu itirazın ürünü: Eisenstein'dan miras kalan kurgu merkezli sinema anlayışına, sinemayı "öteki sanatların bireşimi" sayan yaklaşımlara ve sanatı bir kendini ifade aracı olarak gören modern tavra karşı, baştan sona kendi poetikasını savunan bir manifesto.
Türkçede ilk kez 1986'da, yani Tarkovski'nin öldüğü yıl yayımlanmış olması kitaba ayrıca hüzünlü bir anlam katıyor. Elimdeki baskı Füsun Ant'ın çevirisiyle AFA Yayınları'ndan. Kitap sonradan farklı yayınevlerince yeniden basıldı.
Tarkovski'nin kendi çektiği polaroid fotoğraflardan.
Kayıt III - Mühürlenmiş zaman
Kitabın kalbindeki fikir, adında saklı. Tarkovski'ye göre seyirci sinemaya neden gider? Yitirdiği, kaçırdığı ya da henüz yaşayamadığı zamanın peşinde gider. Sinemanın asıl gücü, insanın yaşam deneyimini başka hiçbir sanatın yapamayacağı biçimde genişletmesinde, hatta gözle görülür şekilde uzatmasında yatıyor. Yıldız oyuncular da sürükleyici hikâyeler de bunun yanında ikincil kalıyor.
Yönetmenin işi de tam burada başlıyor. Tarkovski yönetmenliği bir heykeltıraşın çalışmasına benzetiyor: heykeltıraş, mermerin içinde gizli duran biçimi hissederek fazlalıkları nasıl yontup atıyorsa, sinemacı da devasa ve şekilsiz yaşam olguları bütününden gereksiz her şeyi ayıklayıp geriye yalnızca filmin değiştirilemez öğelerini bırakır. Sinema, zamanın şekillendirilmesidir. Tarkovski buna zamandan heykeltıraşlık diyor.
Fig. 01. Heykeltıraş mermerden, sinemacı zamandan yontar.
"Mühürlenmiş zaman" düşüncesinin doğuş anını da kitapta bizzat anlatıyor: ilk uzun metrajı İvan'ın Çocukluğu'nu bitirdiğinde, karanlık bir odada bir başkasının varlığını sezer gibi sinemanın özüne yaklaştığını hissetmiş. Gerçek zamanı olgusallığıyla birlikte film şeridine kaydedip saklama, yani mühürleme fikri o noktada şekillenmeye başlamış.
Kayıt IV - Kitapta neler var?
Mühürlenmiş Zaman dokuz ana bölümden oluşuyor ve Tarkovski'nin filmografisiyle paralel ilerliyor. "Sanat: İdeale Duyulan Özlem" bölümünde sanatın varoluş nedenini sorguluyor. Sanat ona göre her şeyden önce manevi bir görev. "Filmsel Görüntü" ve "Zaman, Ritm ve Kurgu Üzerine" bölümleri ise kitabın kuramsal omurgası. Filmin ritmini çekimin içinden akan zaman basıncının belirlediğini savunduğu bu sayfalar, sinema kuramı tarihinin en çok tartışılan metinleri arasında yer alıyor.
Sonraki bölümlerde senaryo, oyunculuk, müzik ve ses tasarımı gibi zanaat meselelerine giriyor. En sıradan teknik konuyu bile dönüp dolaşıp bir ahlak ve inanç meselesine bağlamak da ona özgü bir huy. "Sanatçının Sorumluluğu Üzerine" ve sürgün yıllarının izlerini taşıyan "Nostalghia'nın Ardından" bölümleri ise kitabın en kişisel, en dokunaklı sayfaları.
Sayfalar arasında Andrey Rublov, Solaris, Ayna ve Stalker'ın yapım süreçlerine dair birinci elden anlatımlar, seyirci mektupları ve Dovşenko'dan Bresson'a, Bergman'dan Buñuel'e hayranlık duyduğu sinemacılar üzerine değiniler de var.
Tarkovski sinemasından kareler.
Kayıt V - Kimler okumalı?
Şunu baştan söylemek lazım: kitap yeni başlayanlar için kolay bir okuma sayılmaz. Tarkovski uzlaşmaz bir sanatçı ve sayfalar boyunca eğlencelik sinemaya, ticari kaygılara, hatta seyirciyi hafife alan her tür yaklaşıma karşı sert bir tavır takınıyor. Kimi okura bu ton fazla vaaz gibi gelebilir. Ama tam da bu uzlaşmazlık, kitabı benzersiz kılan şey.
Bana öyle geliyor ki, en dehşetli, en uzlaşmaz mücadele, insanın kendi kendisiyle mücadelesidir.
- Andrey Tarkovski
Tarkovski filmlerini sevenler için kitap adeta bir anahtar. O uzun planların, yağmurların, su birikintilerinin ve sessizliklerin arkasındaki düşünceyi yönetmenin kendi sesinden dinliyorsunuz. Film çekmek isteyenler içinse bir zanaat kitabından çok bir vicdan kitabı. Tarkovski kamerayı nereye koyacağınızı anlatmıyor, size neden film çektiğinizi sorduruyor.
Sinema kitaplığında Mühürlenmiş Zaman'ın yeri bana kalırsa en üst raf. Kırk yıla yakın zaman geçmesine rağmen eskimemiş olması da bundan: Tarkovski sanatın en eski sorularıyla uğraşıyor. Tıpkı karpuz kabuğundan gemiler yapan o çocuklar gibi, onun da bütün derdi hayalin kendisi.
| Künye | |
|---|---|
| Kitap | Mühürlenmiş Zaman |
| Yazar | Andrey Tarkovski (1932-1986) |
| Çeviren | Füsun Ant |
| Yayınevi | AFA Yayınları, Sinema Dizisi |
| Sayfa | 249 |
Kayıt VI - Tarkovski filmografisi
Kitabı okurken elinizin altında dursun diye, Tarkovski'nin öğrencilik dönemindeki kısa filmlerinden son filmine uzanan tam listeyi bırakıyorum.
| Yıl | Film | Tür | Not |
|---|---|---|---|
| 1956 | Katiller | Kısa film · öğrenci çalışması | Hemingway'in aynı adlı öyküsünden uyarlanan VGIK öğrenci filmi. |
| 1959 | Bugün İzin Yok | Kısa film · öğrenci çalışması | Savaştan kalma bir cephaneliği etkisiz hale getiren askerlerin hikâyesi. |
| 1961 | Silindir ve Keman | Orta metraj · diploma filmi | VGIK bitirme filmi. Küçük bir kemancıyla silindir operatörünün dostluğu. |
| 1962 | İvan'ın Çocukluğu | Uzun metraj · ilk film | Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan kazandı. |
| 1966 | Andrey Rublov | Uzun metraj | Ortaçağ ikon ressamının hayatı üzerinden sanatçı ve inanç sorgusu. Uzun yıllar gösterimi engellendi. |
| 1972 | Solaris | Uzun metraj | Stanislaw Lem uyarlaması. Cannes'da Jüri Büyük Ödülü aldı. |
| 1975 | Ayna | Uzun metraj | En otobiyografik filmi. Babası Arseniy Tarkovski'nin şiirleri eşliğinde bir bellek yolculuğu. |
| 1979 | Stalker | Uzun metraj | Strugatski Kardeşler'in romanından. Bu yazının da başladığı yer. |
| 1983 | Yolculuk Zamanı | Belgesel | Senarist Tonino Guerra ile İtalya'da Nostalghia'nın mekânlarını ararken çekildi. |
| 1983 | Nostalghia | Uzun metraj | İtalya'da çektiği ilk film. Sürgün ve memleket özlemi üzerine. |
| 1986 | Kurban | Uzun metraj · son film | İsveç'te, Bergman'ın ekibiyle çekildi. Vasiyet niteliğindeki son filmi. |
Tarkovski filmografisinden kareler.
Bir sonraki kitapta görüşmek üzere. Işıklar yanana dek.
Dr. Hasan Dönmez
Bu yazıya dair bir soru ya da elinizde bir dosya varsa yazın →

